Photo
thehappysorceress:

Supergirl by Mike Packer
Photo
Photo

(Source: notauryeous, via gjmueller)

Photo
allthingseurope:

Amalfi, Italy (by Rickuz)

allthingseurope:

Amalfi, Italy (by Rickuz)

Photo
Photo
Insanin yikanasi geliyor

Insanin yikanasi geliyor

Photo
Hansel,gratel,silly

Hansel,gratel,silly

Text

HTML5 Giriş

html5HTML5 hayatımıza yeni girdi. Hatta girdi bile denemez.  Aslına bakarsanız Web kodlamasına bir standart getirmek için öne çıkarılsa da . Bugün HTML5 en verimli kullanılan tarayıcı Google Chrome . Hatta İE9 da bazı kodlar yorumlanamıyor . Eeee bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi . Web geliştiricilerin yaşadığı en büyük sorunlardan birisi Cross-Browsing yani tüm tarayıcılara uyumluluk.Uzun yıllardır çözümleri hep üçkağıta dayalı :) ) Bir takım geçici çözümlerle html sayfalarının tüm tarayıcılarda düzgün görünmesini sağlayabiliyoruz. En kolay yolu sıkıntı yaratacak etiketleri kullanmamak veya internet explorer ile tasarım yapmak. İE ’ de çalışan diğerlerinde zaten çalışır mantığında :DHTML5 ile yapılmış web sitelerini incelemek için : 

http://bit.ly/JvOzLn linkine bakabilirsiniz. Aslında gerçekten güzel görselliği olan siteler yapılabiliyor. 

HTML 5 in getirdiği yenilikler ise başlıklar halinde şöyle : 

-  JS APIs

- Selector APIs

- Web Storage

- Web Sql Database

- Application Cache

- Web Worker

- Web Socket

-Notifications

-Drag And Drop

-Geolocation

Bunun yanı sıra . Article , Section , Nav , Aside , HGroup ,Video gibi bir çok yeni elementte kazandırılmış. HTML5 ve CSS3 ile birlikte görsel yönden zengin web uygulamalarını daha az zaman harcayarak daha güzel şekilde ortaya konulması vaad edilen . Teorik sunumlar gerçekten heyecan verici. İnternet teknolojilerinde dur durak bilmeyen gelişim bizi nerelere götürecek kimbilir. Bu yazıyla birlikte HTML5’ e kabaca göz atmış olduk. Amacım teknik bir yazıdan ziyade “böyle de bişi varmış haberiniz olsun” mesajı iletmekti . Çünkü bende konu hakkında gayet başlangıç seviyesindeyim. Yazabileceğim bir konu olduğunda bu başlık altında yeni yazılar yazabilirim. O zamana kadar kendinize iyi bakın . 



via WordPress http://bit.ly/NdNFmg
Text

Diablo 3 – Witch Doctor

Bir haftadır Diablo3 oynuyorum. Witch Doctor karakteriyle başladım. Witch doctor karakteriyle ilgili söyleyebileceğim ilk şey kalabalık :) Kullandığı Summon büyüleriyle ile birlikte karakterin yanında illa ki bir canlı veya cansız oluyor . Köpekler ,kurbağalar , örümcekler  ve nice tuhaf yaratık ile birlikte düşmanların üzerine gidiliyor. Normal seviyede oynamama rağmen özellikle BOSS oyunlarında sürekli ölüyorum. Bunun nedeni ise Witch Doctor karakteri yapılandırması gereği güçsüz bir zırha sahip , savaş alanında yarattığı kalabalığa rağmen eğer bir kavganın içinde kalıyorsa hemen mezarı yapılıyor :) Onun için bu karakter ile oynarken uzaktan saldırı gerekiyor. Kalabalık alanlarda kaçabilmesi için bir takım büyülere sahip onlar kullanılarak kaos ortamlarından uzaklaşılabilir. Onun dışında item’ları kullanırken İntelligence özelliği katan eşyaları giymek gerekiyor. 

Diablo 3 yapısı gereği weapon kullanımı o kadar belirleyici olmuyor. O yüzden herhangi güçlü bir silah kullanılabilir. Ancak soğan , sarımsak gibi bir buket olan item’lar özellikle witch doctor için. O  yüzden bu soğan sarımsak item’ının iyi özellikler ile donatılmış olanını kullanmakta fayda var sanki. Ben deneme yanılma yöntemiyle uygun büyü kombinasyonunu bulmaya çalışıyorum. Benim en beğendiğim büyü şu ana kadar benden az ölen Gargatuan . 

Gargatuan yaratığı devasa boyutuyla size saldıran yaratıklar ile boğuşuyor. Başarılı bir büyü, ancak skill ağacının mantığını tam anladığımda söylenemez. Zira  mantık olarak yeni gelen skiller’in öncekilerden etkili olacağı düşünülür. 

Fakat oyunda pekte öyle olmuyor. Bazı skill’ler gerçekten fark yaratırken , bazıları ise kullanım zorluğundan belki o kadar faydalı olmuyor. Veyahut belli bir kombinasyonda uygulanması gerekiyor. Onu ancak oyunda ilerledikçe çözerim sanırım. Kombine çalışan Sacriface skilleri var . Kalabalık ortamlarda özellikle çıkartmış olduğunuz köpekleri patlatan intihar büyüsü olarak ancak köpekler aktifken kullanılabiliyor. Bu da demektir ki eğer köpek çıkaran büyü kullanmıyorsanız sacriface büyüsünü de kullanmamanız gerekiyor. Skill ağacında birbiriyle etkileşimi yüksek olan skilleri aynı anda kullanarak daha güçlü hale gelinebilir.

Barbarian ve Monk karakterleri fiziksel güce dayalı oyun sergilediği için Life değerleri yüksek. Bu da demek oluyor ki daha az ölebilir. Armor yapılanması güçlü o yüzden grup oyunlarında Barbarian veya Monk wizard , witch doctor gibi karakterlerin yatmaması için eşlik edebilir. Oyun hakkında bilgi sahibi oldukça bu tarz stratejik planları daha iyi yorumlayıp oyunun hakkını verebileceğim sanırım. 

Şimdilik izlenimler bunlar. 

 

Sizi witch doctor Overview videosuyla uğurluyorum.



via WordPress http://bit.ly/NffZnb
Text

Haziran’da Neler Oldu?

Döndük dolaştık ve bir ayı daha bitirdik.Yazın sıcaklığını hissetirmeye başladığı şu günlerde tatil hayalleri içerisinde çalışıp duruyoruz. Daha sakin ve yorgun günler yaşadığım bu ay içerisinde neler olmuş , neler bitmiş anlatmaya başlayayım.

Euro2012

Haziran ayında EURO 2012 turnuvası vardı. Ne şampiyona logosunu ne de official song dedikleri şarkıyı beğenebildim. Nerde Shakira’nın Waka-waka’  sı nerde bu şarkı . 

Şöyle bir şarkı :

oooo ooo oooo yeeee yeeee yeeeee diye dönüp duran bir şarkı olmuş . Zaten açık konuşmak gerekirse Avrupa Şampiyonaları hiçbir zaman dünya kupası tadı vermiyor. Ama elimizde bu var idareten izleyelim bari diyerek izledim birçok maçı. TRT1 ‘in seçme yorumcuları Hikmet Karaman ile Ömer Üründül’e katlanmak pahasına bir çok maçı baştan sonra izledim. Zaten herkesin ortak favorileri Almanya ile İspanya en üst turlara geldiler. Almanya’nın İtalya’ya elenmesi ise benim için süpriz oldu. Neticede İspanya kazandı. Diğer turnuvalara oranla daha fazla golün atıldığı bu turnuvadaki en iyi gollerin videosuyla konuyu kapatıyorum.

Yaptığınız işe göre günlük harcadığınız enerji miktarı değişir.Yapılan işe göre aktivitelerde değişiyor. Örneğin bazısı gün boyu ayakta duruyor , araba sürüyor , oturuyor , koşuyor , zıplıyor , kaçıyor , gülüyor , kesiyor , dikiyor  yani insanlar yaptıkları işe göre bir eylem içindeler. Benim mesleğimde fiziksel aktivite “oturmak”. Gün boyu oturuyorum otur babam otur . Skolyoz , kolesterol , aşırı kilo  bi sürü hastalığın öncüsü oturmak. Bununla ilgili bir infografik hazırlamışlar. Oturmak gerçekten zararlıymış yahu ayağa kalkasım geldi okuduğum anda. 

Hadi oturmaya mı geldik kalkın valla erken ölürsünüz:P 

Tasarımcı deyince akla birçok şey geliyor.

Konumuz  Web Tasarımcısı olduğunda ne yetkinlikleri olması gerektiği konusunda ciddi şüphelerim var. Web Tasarım ülkemizde mahalle aralarından kurumsal çalışmalara kadar geniş bir yelpazeye sahip 50 liraya da web tasarımı yapılır 50.000 liraya da . Burda karşımıza çıkan beklentiler , beğeniler  vs .. İyi bir tasarımcı nelere hakim olmalı sorusuna HTML,CSS,Adobe ürünleri derdim ben olsam. Peki Jqeury ??? Javascript ??? sonuçta bunlar script diller ancak birbirinden ayrılır mı ? Şüphesiz ayrılır. Bunun için istihdam gerekir. digital dosyaları hazırlamaktan sorumlu bir grafik tasarımcı yanına jquery,javascript, html5 ,css3, diğer js kütüphanelerini kullanabilen bir web developer. Onun dışında da programatik süreçleri kodlayacak bir developer , tabi bunların analizini yapıp süreci yönetecek bir analist , veritabanını yönetecek bir uzman , bu uzmanların susuzluğunu giderecek çaycı , ortalığı çekip çevirecek pislikten gebermemelerini sağlayacak bir temizlik görevlisi vs vs vs . Yazılım aslına bakılırsa çok kişilik bir iş veya tek kişilik. gece gündüz uyumadan tasarımı yapan , projeye giydiren , analizini yapan arada çayını kahvesini de yapan , kodları yazan , test eden , ortalığı süpüren bir web tasarımcıda olabilir. Logo yapmak bile ayrı bir zanaat bana kalırsa. Ancak logo designer diye ayrışamıyor meslekler. 100 liraya e-ticaret sitesi neyimize yetmiyor . Bu konuda dertliyim kapitalizm hepimizi tüketiyor , bizde onun sunduğu ürünleri. Müsait bir yerde inecek var .

Bu kadar dert yeter gülelim eğlenelim :D

leylek

 

 

 

Bu ay ki extension methodu DateTime sınıfına yapalım . Girilen gün haftasonu mu değilmi kontrol edecek bir extension method şöyle olsun .

Method şu şekilde

 public static bool IsWeekend(this DateTime value) { return (value.DayOfWeek == DayOfWeek.Sunday || value.DayOfWeek == DayOfWeek.Saturday); } 

Kullanımı ise şu şekilde :

 DateTime d1 = new DateTime(2012, 7, 7); if (d1.IsWeekend()) { Console.Write(d1+" tatil yatışşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş"); Console.ReadKey(); } else { Console.Write(d1+ " işgünü çalışşşşşşşşşş köpekkkkkkkkkkkk"); Console.ReadKey(); } 

 

gibi bir çıktı veriyor :) Tatil ne güzel şey sevdim bu programı :D  

Google Analytics web sitemizde olan bitenler hakkında bize birçok veri sunuyor . Bunları ticari amaçla kullanmayan biri olarak  (kullanmayan değil kullanamayan diyelim )  siteye günlük kaç kişi giriyor  en çok ona bakıyorum. Yazdıklarım arttıkça günlük ziyaretçi sayım gerçekten artmıştı . Fakat daha sonra wordpress’e geçince birden ciddi bir düşüş yaşandı. Bunda tabi benim acemiliğimle birlikte umursamazlığımda vardı. Fakat link inşası devam ediyor. Süre ilerledikçe benim bulunmayan sayfalarım indexlenmeyecek ,yeni linkler artacaktır. Neyse laf uzamasın siteyi kurduğum 2009 yılından itibaren toplam 20000+ üzeri kişiye ulaşmışım. Bunun 10000 ‘i bot olsa. 5000 yanlışlıkla gelse, 3000 beğenmese yazdıklarımı , yine de 1000-2000 kadar kişiye ulaşmışım . Ehhh benim için fena sayılmaz. Yorum aldığım 50 kadar kişi var yok . Feedback aslında önemli ve yazan kişiyi gerçekten motive eden birşey. O yüzden yazın arkadaşlar çekinmeyin . olmamış , olmuş , yaz, yazma gibi yorumlar benim için önemli :)  

darkshadows

Haziran Ayı içerisinde bir Tim Burton filmi olan Dark Shadows gösterime girdi. Fantastik türde bir yapım olan filmde Johnny Deep, Eva Green , Michelle Pfeiffer ,Helena Bonham Carter rol almakta. Tipik Tim Burton esintileri olan filmin konusu ise bir cadı ile bir vampirin düşmanlığının doğurduğu olaylar denebilir. Film eğlenceli bir yapım eğer bu tarz fantastik filmleri seviyorsanız keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Vasatı aşamayan bir film olsa da izlenmeye değer özellikle bayanların sevgilisi “Johnny Deep” in varlığı bile birçok seyirci çekecektir filme. Filmde özellikle dikkatimi çeken “Top of The World” adlı şarkı idi . Şurdan dinleyebilirsiniz. 

Top of the World by Carpenters on Grooveshark

 

 

 

Bu ay neler dinlemişim şöyle bir göz atalım : 

Ve ayın en çok dinlediğim sanatçısının bir klibini paylaşıyım. 

 

Fantastik diyarlara tekrar gidelim ne dersiniz ? Mayıs ayı içerisinde satışa sunulan Diablo 3 ile haziran ayı sonunda kavuştuk.

Kurulum aşamasında yaşadığımız bir kaç sıkıntı can sıksa da oyun yüklenirken ki heyecanlı bekleyiş , ilk karakterin oluşturulması ve günden güne oyuna alışmayla birlikte. Temmuz ayı tamamen diablo ayı olacak gibi duruyor.Şu an Witch Doctor karakteri ile oyuna devam ediyorum. 

Oyunun sitesinde her karaktere ait tanıtım videoları yapılmış. Ben oyunu almadan önce oturup bu karakterlerin hepsinin videosunu izledim. Burdada sizinle sadece witch doctor’ı tanıtan videoyla başbaşa bırakıyorum. 

Oyun bağımlıları için güzel bir karikatür :

Meyve yemeyi severmisiniz ? Açıkçası ben pek sevmem. Ancak tabak yapılacak önüme konacak ıkk mıkk eder indiririm mideye :D Ancak şöyle fantastik bir pizza olsa ık mıkta etmem sanki ne derseniz ? 

Kral nedir ? Bunu soru olarak söylemiyorum . Kral ne yaaa!! yerim kralı!!!! şeklinde söylüyorum. İnsanlık tarihine hangi kralın ne katkısı olmuş. Fakirden almış zenginleşmişte zenginleşmiş. Aynı şey padişah içinde geçerli .İtici bir kavram özel insan . Hep hikayeler anlatılır kahramanlık , cesurluk cart curt . İşin aslı fakirin sırtından geçinen , bir düzen tutturmuş onu devam ettiren kişi veya kişiler. Hala daha varlıklarını sürdürüyorlar . Bilmem kaçıncı kral ve ailesi hangi ülke olursa olsun refah içinde yaşıyor. İnsanların çabalarıyla edindiklerini mideye indiriyor. Arada bir bahşediyor halkın karşısına çıkıyor falan falan. Saçma arkadaş. Haa hükümdarlık , krallık falan bitti mi bitmedi tabi ki . Formatı değişti sadece. Hala emek hırsızlar , haksız kazançlarla bolluk içinde yaşayan tipler var. Kendini diğer insanlardan üstün görme huyu hiçbir çağda bitmeyecek. Ancak şunu da belirtelim. Dünyanın varoluşu ile insanın yaşamı kıyaslandığında kim olursa olsun “sıfır” varlık değerini taşıyor. Varlığı ve yokluğu belli bile değil yani!!! Haa bunu böyle diyince gücenip alınanlar olur. Olur mu laaaaaa Bi peygamber , bi Napolyan , bi Fatih , bi Atatürk. Yok kardeşim o şekilde değerlendirilmiyor. Milyar yıllık mekanda bilmediğimiz ne insanlar geldi geçti . Tarihe , dünyaya büyük katkılar yapmış olsa da haberdar bile değiliz. Bu girişten sonra asıl değinmek istediğim konu ile ilgili 

girişimi yapayım. 1 Kasım 1922 yılında saltanat kaldırılmıştırMustafa Kemal Atatürk  bu konuda şu sözleri söylemiştir."Efendiler! İçinde bulunduğumuz şartlara rağmen safsatayla, münakaşayla, nazariyatla vakit geçirdiğimizi görüyorum. Hakimiyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye münakaşa ile mügalata ile verilmez. Hakimiyet ve saltanat kuvvetle, kudretle, zorla alınır.Türk milleti de hakimiyet ve saltanatı bil fiil isyan ederek kendi eline almıştır.Bu olmuş bitmiş bir durumdur.Mesele, ‘hakimiyet ve saltanatı bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız’ Meselesi değildir.Mesele bu zaten olmuş bitmiş durumu ifade etmekdir.Bu herhalde ve mutlaka olacaktır. Burada toplananlar meclis ve herkes,meseleyi bu şekilde görürlerse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine hakikat ifade olunucaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."

Üstüne laf söylemeye gerek yok aslında durum gayet açık ve net izah edilmiş. Ama artık günümüz Türkiye’sinde gerçekler insanların gözüne gözüne girse dahi öyle bir efsunlu moddalar ki. Hiçbirşeyi ayırt edemeyecek hale gelinmiş. Yalayıcı, yaltakçı , düzenbaz, arsız ,  sefil , cahil zihniyet o kadar gelişmiş ki. Nabacammmm laaaa özgür olup ekonomi iyi diyecek dingiller hiç az sayıda değil. Neyse durum bu şekilde beğenin beğenmeyin bunlar yazılacak. Gerçi bu zihniyette düşünmek , yazmak , fikir belirtmek tiizzzz zamanda suç olur (Hatta oldu ) orası da ayrı … :(  

 

İşte yöneticilerimizin geldiği nokta. Türkçe’yi öğrenecekler kısmetse ben umutluyum :D Kendi ironisini kendi yaratır .

Kendi polemiğini kendi yaratır. Canı sıkılırsa hesap sorar , çirkinleşir  vs vs. Sonuç olarak eğitim şart , öğretim şart. Cahil insan en tehlikeli insan bana kalırsa. Durmak yok yola devamm

Jquery ile uğraşıyorsanız . document.ready() fonksiyonunu bilirsiniz. Aslında bunun tam olarak ne iş yaptığını anlamak istiyorsanız. Dummy  jquery kodlar yazın harici bir js dosyasına document.ready() kullanmadan . daha sonra bu js dosyasını Head kısmına koyun. Kodların çalışmadığını görecekseniz. Neden böyle yapıyor diyecek olursanız size tahminimi söylüyüm . Tarayıcı bir html sayfayı Render işlemine tutarken yukardan başlıyor aşağı doğru okuyorda okuyor. Head kısmı içinde yazılmış javascriptler kodları yorumlandığı için sayfa yüklendiğinde javascript kodları da yüklenmiş oluyor. Fakat harici bir dosya içinde yazıldığında yorumlama işlemi yapılmıyor. Böylece document.ready yazmadığımız için bizim javascript kodları heba oluyor. Ancak document.ready yazıldığında sayfa yüklendikten sonra javascript çalışacağı için kodlarda işletiliyor. Ben böyle geliştiğini düşünüyorum eğer yanıldığımı düşünen ve nedeni bilen biri var ise yazabilir. .

 

A google day isimli bir google aktivitesi başgösterdi. Şööööyyyle bir baktım . Kim 500 milyar ister vari bir oyun. Sinir bozucu sunucusu yok sadece ehehehehe :) Google bu oyunla neyi amaçlıyor bilmiyorum ama boş beleş sayfalarda saatler harcamaktansa günde birkaç birşey öğrenmek için fırsat olarak görünüyor. Gerçi ilk soru NFL ile ilgili bir soruydu. 

Evet dolu dolu mu oldu , boş boş mu oldu bilemem ama geldik bir ayın daha sonuna mümkün mertebe keyifli bir bildirim yapmaya çalıştım. Son bir video ile yazıyı noktalıyorum. 

 Umarım keyifle okursunuz . XOXO :D  

 



via WordPress http://bit.ly/N3ymey
Video

THE JOURNEY BEGINS - Realm of LARP by Nerdist

Video

YouTube - Where the Hell is Matt(2010). by Askunseanubog

Text

10 Visual Studio Kısayolu

Vakti zamanında böyle bir yazı yazdım mı bilmiyorum ? Eskiden bir pdf dökümanı olarak verilirdi tüm kısayol listesi. Son zamanlardaki moda ise. Belli konular hakkında ” En iyi  10 film”  , “Bunları yapmadan ölmeyin ” , “Şunlar yoksa siz bir hiçsiniz” , “65 photoshop brushes” tarzı blog girdileri çoğaldı. Hatta bende yazmıştım bu tarz yazılar. Ve işte bir diğeriyle burdayım. 

Lafı uzatmadan listeye başlıyorum . 

  1. Kodları yazdınız yazdınız yazdınız belli hizalardan kaymalar oldu , method adı öne gitti , erişim belirleyicisi ile arası açıldı vs . Kısaca dökümanın okunması zorlaştı. CTRL + K ,D
  2. Facebook’tu,MSN’di , Twitter’dı cart curt derken dikkatiniz dağılıyor kod yazmaya odaklanamıyorsunuz. Tam Ekran çalışmak için . SHIFT+ALT + ENTER
  3. Yazdığınız enfes kodları bir süre devre dışı bırakmak (yorum satırı ) mı istiyorsunuz . CTRL  + K,C Enfes kodları yorum satırından kurtarmak için ise CTRL + K,U
  4. Bir kod bloğunu kapatıp açmak için CTRL + M ,M
  5. Satır satır inci gibi işlediğiniz kodları sonra farkına vardınız ki bunları başka yerlerde de kullacaksanız. Ben bu yazdıklarımı methoda çeviriyorum diyorsanız. CTRL + R,M
  6. Projenize güzide bir item(aspx sayfası,css dosyası,html dosyası vs ) eklemek istiyorsanız . CTRL + SHIFT + A 
  7. Programcılık bazen yoğun COPY + PASTE çalışmaları gerektirebilir . Atıyorum bir kod sayfasındaki iki  ayrı satırı kopyalamak istiyorsunuz. Birini seçip CTRL +C ile yapıştırmak istediğiniz yerde CTRL+V yaptınız sonra diğeri için aynısını yaptınız. Klasik yöntem bu . Fakat gelin şöyle yapın siz kopyalamak istediğiniz iki satırı da CTRL+C ile  kopyalayın. Daha sonra yapıştırmak istediğiniz yerde CTRL+SHIFT + V
  8. Ben tembel adamım öyle her nesnenin tamamını yazamam bir kolay yolu olmalı diyorsanız . CTRL + Space
  9. Kodun herhangi bir satırı canınızı sıktı ve ona haddini bildirmek istiyorsanız  (imlecin konumlandığı satırı silmek) CTRL+L
  10. Projeye küstünüz ve başka bir proje açmak istiyorsanız . CTRL+SHIFT + N 

Listem bu şekilde umarım birilerinin işine yarar. 



via WordPress http://bit.ly/KyyMLn
Text

Mayısta Neler Oldu ?

Bir ay daha geçti. Acısıyla tatlısıyla mayıs ayını geride bıraktık. Benim için mayıs ayı çok sıradan geçti açıkçası. Ama yine de akılda kalan , ders alınan , aktarılması gereken birşeyler olmuştur diyerek başlıyayım aylık yazıma.

Mayıs ayının hemen başı biz işçilerin günüdür ve resmi tatildir. Bu ayda işçi bayramı coşkusuyla başladı. Google’ın alışılageldik güne özel anasayfa Doodle’larında bu kez Metalden yapılmak google logosunu taşıyan bir İşçi vardı .

Tabii bu coşku kısa sürdü. THY ‘nin grev yapan çalışanlarını kısa mesajla işten çıkarması , hükümetin 2 günde duruma özel yasa çıkarması . Emek hırsızlığının kapitalizmin aç gözlülüğünün hiçbir zaman bitmeyecek olduğunu gözler önüne serdi. Güdülmeye seveni gayet güderler diyip koyun zihniyetiyle yaşayan herkesi uyanmaya davet ediyorum.

Karamsar bir giriş oldu  : )  Hemen konuyu değiştirip bu ay güldüğüm bir karikatürle ortamı ısıtayım.

Seo’da patladım başlıklı bir yazı yazmıştım. O günden buna yana farklı telaşlardan dolayı SEO ile ilgili çalışma yapamadım. Fakat özel bir uzmanlık gerektirmeden web sitesinin yüklenme süresinin önemli olduğunu söyleyebiliriz. Tüketim çağında yaşıyoruz insanlar çok sıkılgan ve sabırsız. Bu yüzden yavaş yüklenen web siteleri içeriği ne olursa olsun kullanıcıyı soğutacaktır. 3-5 yıl önce popüler olmuş flash web siteleri artık demode. Peki web sitesinin yüklenme süresini nasıl tespit ederiz. PingDom adlı web uygulaması bize bu imkanı veriyor. Benim blog adresimin düşüş serüveni devam ediyor. Zira blogların çok ziyaretçi almasını sağlayacak en büyük etken özgün içerik ayrıca güncel içerik. ;) breadcrumb yapmışsın, backlink çalışması yapmışsın, sosyal medyaya önem vermişsin faso fiso :) ayda 10 tane özgün içerikli yazı yazsam nasılda patlatırım satışları :) ))  Resmen zararına yazıyorum blogu biraz özen okuyucular :P

Gelenekselleştirmeye çalıştığım ExtensionMethods. kısmında yine string sınıfına bir güzellik yapıyoruz. MD5 şifreleme algoritmasını bilmeyen yoktur ( yoksa var mıdır ? ) :)  http://bit.ly/L85BQo  . işte extension method bunu yapacak , string değişkeni MD5 algoritmasıyla şifreleyim 128 bitlik şifreli bir metin üretecek.

Ekran görüntüsü işe şöyle birşey oluyor :

coffeebeans    Biz yazılımcıların belki de en sevdiği içecektir.”Kahve“.Kimileri kahve zararlıdır der  , kimisi kalbe yararlıdır der , kimisi uyku kaçırır der , Hakkında bir çok söylem var. İnternette yandaki resmi gördüğümde hemen aklıma geldi ve gittim bir kahve yaptım kendime. Filtre kahve makineleriyle yapılan kahveye alıştıktan sonra. Nescafe’nin ve onun yan ürünleri olan 2si1,3ü1 gibi ürünlerin kahve olmadığını anlıyor insan.Ben evde press makinesiyle kendi çapımda yapıyorum kahvemi ancak hiçbir zaman standart bir kıvam tutturamıyorum. Yinede hazır ürünler daha iyi olduğu aşikar. Aklınızda bulunsun Starbucks’tan çekirdek kahve alırsanız(16TL) yanında istediğiniz bir içeceğin tall(küçük) boyunu hediye ediyorlar.Eh fena bir alışveriş sayılmaz.

 

Geçen ay Facebook‘un halka arzı gerçekleşti. Tam rakamları veremeyeceğim ancak aklımda kaldığı kadarıyla 38 dolardan işlem gören hisseler.Ay sonuna 28 dolarlara geriledi.Böylece Facebook’un değeri . 45 milyar dolar falan filan düşmüş.

Zenginin malı züğürdün çenesini yora dursun . Zuckerberg abimiz evlilik yaptı . Zenginin evliliği züğürdü yoradursun yoluna devam ediyor Facebook. Kim ne derse desin kısa vadede dünyalığını yaptı adam dünyanın sayılı zenginleri arasına girdi. Bu saatten sonra Facebook batmış Twitter çıkmış FourSquare zortlamış Pinterest bomlamış ancak bilişim dünyasından nemalanamamış kısaca bir baltaya sap olamamış. İşi gücü ona buna kulp takmak olan “sosyal medya uzman”larını ilgilendirir. Sonuçta atı alan üsküdarı geçmiş derler. Uyarlayalım hemen Facebook‘u yapan SanFransisco‘yu geçmiş . Yok sweat-shirt giymiş profesyonel değilmiş , parmak arası terlikle konferans vermış , yok paragözmüş , yok profesyonel değilmiş yok facebook’un sonu gelmiş goygoyları eşliğinde Zuckerberg amcamız yoluna devam ediyor. Yahu bana insanın adını söyleyin size kim olduğunu söylüyüm . Bi kere herif Zuckerberg yahu rahat olun hacılar diyesim geliyor neyse ..

 

Bilgisayar hastalarına , “Geek” deniyor. Garip davranışlara sahip gözlüklü, sivilceli  tipler gözümde canlanıyor “Geek” kelimesini duyunca. Herşeyi kategorileyen insanlık tabi ki geek’leri de kategorilemiş. Bir diğer Geek ise bunu bir infografik haline getirmiş .Merak edenler için 2012 Geek katalogu. Bakın bakalım siz hangi tarz bir geek’siniz.

Çalışma ortamları önemlidir. Zira insan ömrünün birçoğu çalıştığı yerde geçiyor. Öyle yada böyle uykuyu saymazsak işyerlerinde evimizden fazla zaman geçiriyoruz. Güzel bir çalışma ortamı bu bakışta önemli . İnternetten gezerken rastladığım şu resim ise gerçekten özendirici.Burda çalışan amca ne iş yapar bilinmez ancak masadaki donanımı satın orta sınıf bir araba alabilir sanırım :D Birde şeyi düşünün bu tarz bir masaya sahip akşama kadar mayın tarlası oynayan bir tipmiş meğer :) Fena yani . Neyse herkese daha güzel çalışma ortamları diliyorum .Benim ilk hedefim daha az çatır çutur ses çıkaran bir klavye almak. :) ))

Yıllar önce Jquery hakkında bir yazı yazmıştım . Merak edenler şuradan okuyabilir. Mış-lı , muş-lu bir yazı yazmışım. Fakat o günden sonra jquery serüveni bitmedi. Mütemadiyen kullandığım bir kütüphane kendisi. Aslında yazılımcılık geçmişi  pascal gibi modüler ,veya işte c++ gibi object orient bir kökende olanlar için , script dilleri öğrenmek ve kullanmak zor geliyor. Ancak şunu da belirtmekte fayda var , script dilleri öğrenmek ve uygulamak çok daha kolay , sanırım biraz uygulama yapmak gerekiyor. Daha sonra artık ismi soyisim yazar gibi client taraflı script dillerde kod yazılabiliyor. Ben henüz isim soyisim gibi olmasa da mesela peynir ekmek gibi yazıyorum Jquery. Jquery ile dikkat edilmesi gereken doğru dosyaların doğru yerlere eklenmesi . Bu implementasyon yapıldıktan sonra herşey çok kolay fakat eğer unutup atladığınız birşey var çok ağlarsınız. Çünkü gerçek şu ki script dillerde yanlış kod yazmak kolay syntax hatalarında uyarılmıyorsunuz ve gözünüzden bir “;” kaçıyor ise saatlerce koda bakıp durabilirsiniz. Tabii bu da yine kod yazdıkça otomatikleşecek bir deneyim. Vakit bulabilirsem jquery görsel eğitimi hazırlamayı düşünüyorum. Fakat benim bu düşüncelerim hep tasarım aşamasında kalıyor o  yüzden birazda mahçup oluyorum eskaza böyle vaadleri okumuş olanlara.

Çocukken insan utanmaz , hata yapmaktan korkmaz , kaygıları yoktur ,  o yüzden yaratıcıdır. Toplum baskısı çocukların bu yeteneklerini köreltiyor. Hep şey denir .” Şimdiki çocuklar bi alem ” ,” herşeyi biliyorlar”  . bu işte  toplumdaki bireylerin nasıl pasifize olduğuna örnektir. Hangi dönemde olursa olsun çocuklar meraklıdır , sorar , dener . Bu yeteneklerini kaybetmeyenler öğrenmeye devam eder ve icatlar yapar , insanlığa katkısı olur . Onun dışında kalan büyük büyük büyük çoğunluk ise ot gibi yaşar ve ölür. Karikatürü okurken bir anda aklıma o geldi . Örnek : bisiklet aldınız sürmeye çalışıyorsunuz , meraklı göster kenardan sizi izler , düştüğünüz anda kahkahalar yükselir. Oysa siz denemişsinizdir başarmaya çalışmışsınızdır. Fakat korkak tipler yüzünden her başarısızlığınıza kahkahalar atan tipler yüzünden içinizdeki kahraman ölmüştür. Sürünün içindeki yerinizi almış ve koyunlaşmışsınızdır. Toplumda bununla gurur duyar. Çünkü zihniyet kendini iyi yere getirmek değildir toplumun genelinde. Başarıyı o yüzden cüzzamlık gibi algılarlar. “Okuyup nolcan ” , “bak falancanın oğlu oto galeri açmış paraya para demiyor ”  gibi gibi bir çok fikrin kemikleştiği bir ülkede ne bilim adamı yetişir , ne kahraman ..

 

Müzik ruhun gıdasıdır. GDO’suz :D

Bu ay en çok Cranberries dinlemişim .  Madem dinlemişim sevdiğim kliplerinden birini sizlerle paylaşayım.

Arasıra şans oyunlarında şansımı deniyorum. Türkiye’de periyodik tekrar eden 4 oyun var . Şans Topu , Süper Loto , Sayısal Loto , On Numara . Bunların yanında kazı-kazan, piyango bileti , iddaa vs gibi. oyunlar mevcut. Ben amortiyi bile zorla kazanan bir tip olarak henüz bir ikramiye kazanmışlığım yok. “Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin.” nidalarıyla acayip paralar topluyorlar aslında. Ve dağıtılan ikramiye oynanan para karşısından komik bir rakam gerçekten. Bu şans oyunlarında hile yapıldığı ile ilgili bir haber çıktı geçenlerde. Bence de doğru. Dürüst insanların dışlandığı , sahtekarlığın , hilenin “fırsat” olarak görüldüğü ülkemizde normaldir. Öyle ya durmak yok yola devam ;) Haberi merak edenler için link : http://bit.ly/KWbR7w

Ama benim bunları yazmamdaki amaç farklıydı. Kazanılmış en büyük ikramiyeler ve sahipleri ile ilgili bir infografik paylaşmak istemiştim. Görsele göre kazanılan en büyük ikramiye  656 milyon dolarlık ödül imiş .

Başarısızlık korkusuyla veya mükemmel olmayacak mantığıyla kafanızdaki projelerden vazgeçmeyin . Hiçbirşey ilk haliyle kusursuz değildir. Örnek mi ?

Oyun oynamayı severim. Çok genel bir cümle oldu aslında. Bilgisayar oyunu oynamayı severim. İnternet yaygınlaşmadan önceki dönemlerde herkes bilgisayarına oyun kurar , öğrenci evlerinden LAN üzerinden oyunlar kurulur idi vs. sonraki dönemde online oyunların popülerliği arttı. Ogame,Travian gibi text-based strateji oyunları  ile birlikte Knight Online , Metin2 , silkroad , Wow gibi MMO-RPG oyunlarıda yaygınlaştı. Facebook ile de artık facebook üzerinden arkadaşlarla oynanan Farmville,CityVille gibi nice oyun türedi. Bilgisayar oyunları evrim geçirdi fakat oyuncular asla sıkılmadı  :) Şöyle bir odam olsun 1 milyon borcum olsun :D

Mayıs Ayında bizim için önemli bir tarih , bir bayram vardı. 19 Mayıs’tan noldu diye soranlar için 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Bu tarih Kurtuluş Savaşı’nı temsil eder ve gençlere armağan edilmiştir. Ancak günümüz sapık zihniyeti mayıs ayında kızların bacakları görünüyor , çok sıcak oluyor çok soğuk oluyor vs vs vs vs vs gibi bahanelerle bu bayramı da ortadan kaldırmaya sıradanlaştırmaya çalışıyor. Öyle ki 5 yaşındaki kız çocuklarına el öptürmeyen ( abdesti bozulur diye )  cemaat zihniyeti amacına ulaşıyor ülkemizde.O yüzden bu bayram ne ifade ediyor diye bilmeyen olabilir diye düşünmeye başladım. Kurtuluş savaşında ülkeyi peşkeş çeken  Osmanlı hanedanı ile hemde ülkeyi işgal eden yabancı güçlerle mücadelenin başlangıcı 19 Mayıs 1919 dur. Cumhuriyet rejimini sevmiyor olabilirsiniz. Fakat burda dikkati çekmesi gereken şey bu mücadele başlatılmamış olsa idi . Şu an ülke yabancılar boyunduruğunda olurdu . Ama riyakar insanlara hiçbirşey anlatılamaz . Bu ülkede Atatürk düşmanlığı ve gericilik hiçbir zaman bitmeyecek . Ne yazık ki en güçlü ve engelsiz çağlarını yaşamaya başladılar. Hatta bunla övünen cahil kesim hiç azımsanacak seviyede değil.

Yine de bir uyanış yaşanır.Çağdaş bir uygarlık yolunda adımlar atarız diye umuyorum. Bu vesileyle Kurtuluş Savaşında bizler için savaşmış olan tüm dedelerimizi ,ninelerimizi saygıyla anıyorum.

Yukardaki videoda 60000 domino taşının yıkılışının videosu var.  65.5 saatte yapılmış bu yerle bir olması ise 12 saniye sürüyor. Burdan çıkan sonuç yapıcı olmak zordur , yıkıcı olmak ise çok kolay . Hayatın her aşamasında geçerli .

Bu aylık bu kadar . Biraz geç ve daha az içerikli bir bülten oldu ancak bunu bile yazabildiğime seviniyorum. Haziranda görüşmek dileğiyle.



via WordPress http://bit.ly/L85AMh
Text

WordPress Twitter entegresyonu

WordPress yeni sürümünü yayınlamış. Yeni sürüme Green kod adı verilmiş. Hemen güncellememi yaptım . Dikkatimi çeken özelliklerin başında twitter entegresyonu vardı. Denemeye değer bir özellik diyip , uzun süredir de post girmemenin açlığıyla test mesajı yayınlıyım dedim. 

http://bit.ly/KrxnGm

Daha fazla detay isteyenler için wordpress blog yazısının linki de burda



via WordPress http://bit.ly/KrxnGo